12599

Kitap Hazırlığı - 1 +

                                  Ö N S Ö Z
         
                  İnsanlığın yaşamı süresince, koşullar her ne olursa olsun,“ Toplumda başarı ve zafer “ daima birlik ve beraberlik içinde birbirlerine güvenerek yaşayan, Ekonomisi üretken ve güçlü olanlardan yanadır. Bu nedenle toplumda yaşayan fertler, kendi bireysel çıkarlarının yanında beraber yaşadıkları toplumun çıkarlarını da düşünmek zorunda olduklarının bilinciyle hareket etmelidirler. 


                  Bireyler, bulunduğu ortamlarda, beraberce mutlu yaşayabildikleri gibi kavga ve Savaş içinde de yaşayabilirler. Ancak ister mutlu ve beraber, ister savaşarak yaşayalım. Bulunduğumuz toplumda hayatımızın devamını sağlamak için, Ekonomik yapımızın da mutlaka sağlam ve üretken olması gerekmektedir.

                  Bu düşüncenin ışığında Osmanlının son zamanlarında bozulan ekonomik dengeler, Kurtuluş savaşı sonrası daha da bozulmuş ve toplum nerede ise tamamen kapalı ekonomiye geçme noktasına gelmiştir. Kazanılan Zafer sonrası Düşmanlar Yurdumuzdan kovulmuş Cumhuriyetimiz kurulmuştur. Bu kazanılan Zaferin mutluluğu ile beraber Ulu Önderimizin hiç zaman kaybetmeden başlattığı, Toplumun hızla kalkınabilmesi için gerekli olan Yasal düzenlemelere başlaması yanında, Sosyal yapıdaki olması gerekli devrimlerin de çalışmaları ayni hızla sürdürmektedir. Bu arada yapılan çalışmaları destekleyecek ve güçlendirecek olan Ekonomik kalkınmayı da unutmamış ve onun içinde gerekli olan yasal düzenlemeler yapılmıştır.

                 Osmanlının son zamanlarında Toplumun bozulan Ekonomik dengelerini değiştirebilecek yeniliklere kafa yoran. Vatanını seven insanlar da kendilerince toplum yararına düşündükleri projelerin uygulanabilirlikleri için sessizce çalışmalarına devam etmektedirler. Bir gün gelecek, kendileri de Topluma hizmet için tasarladıkları toplumsal projelerini uygulama fırsatını kullanacaklardır.

                  İşte bu bilinçle hareket edenlerden birisi de Kütahya İlinin Uşak kazasında yaşayan Molla Ömer zade Nuri Bey’dir. Osmanlının son zamanlarında ( 1905 – 1906 ) Kalfa köyündeki Çiftliğinde deneme ekimleriyle şeker pancarı ziraatını yapmaktadır. Elde ettiği Şeker pancarını rendeleyip kaynatarak Pancardan şerbet ve onu da kaynatarak koyu ravak elde etmiş, bundan da köpük helvası yapmıştır. Bu köpük helvayı da Uşak Eşrafına, Esnafına ve Köylülerine tanıtarak hazır olun yakında Pancardan şeker elde etmek için bir fabrika kura-cağız diyerek şeker fabrikası kurma fikri için toplumda psikolojik alt yapıyı hazırlamıştır.

                   Kurtuluş savaşının sonunda Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber, Toplumun kalkınmasında görev sırasının kendilerine geldiği inancıyla hareket edenlerden birsi olan, Molla Ömer Oğlu Nuri Bey de hazırladığı belge, evrak ve kafasında tasarladığı o zamanın uçuk kabul edilen ve Uşak’ta kendisine Molla Ömer oğlu Nuri “delirdi “ dedirten fikriyle Ankara’nın yolunu tutmuştur.

                   Bin bir zorlukları aşarak Atatürk’ten randevu almış, Atatürk’le konuşmuş ve bu uçuk Şeker Fabrikası kurma fikrini Atatürk’e kabul ettirmiştir. Atatürk proje için kendisine ; “ bütçeden tırtırlı kuruş veremem “ demesi üzerine,  “Paşam ben sizden para istemeye gelmedim. Sizin desteğinizi alıp, Size ilk Türk şekerini tattırmak için geldim ” deyince

                   Atatürk ; “ Maşallah Bey baba sen de benim kadar inatçı birine benziyorsun, Sana ve projene inandım Allah yardımcın ve yolun açık olsun. Bu bahsettiğin konu ile ilgili nerede yoluna bir engel çıkacak olursa bana gel yasal zeminde sorununu çözeyim.” diye yanıt vermiştir. İşte bu kitapta Türkiye’nin; Cumhuriyetin kuruluşu ile beraber başlayan ( Uşak Terakkı-i Ziraat Türk Anonim Şirketinin ) Uşak şeker Fabrikasının kuruluş öyküsünü ve Fabrikanın kuruluşu sırasında Nuri Şeker’e yapılan bu güne kadar hiç bahis konusu olmayan siyasi ve ekonomik oyunların gerçek yönlerini sizlerle paylaşacağım.

                   Böylece de; Ne dün, Ne bu gün, Ne de Yarın, şahsi çıkarlarını toplumun çıkarlarının önünde tutan  insanların, Kendi çıkarlarından önce topluma hizmeti bir görev, bir ibadet gibi düşünüp topluma kendini adayanlara nasıl rahat ve huzur vermediklerini, ellerinden gelebilecek tüm kötülükleri hiç üzülmeden ve çekinmeden acımasızca nasıl yaptıklarını hep birlikte okuyup göreceğiz. 24. Ekim . 2014 
Saygılarımla.                                                                                          
                                                                                                                     Mehmet Şeker
                                                                                                                 Nuri Şeker’in Torunu
 
                                           Kısaltmalar
 
                   U.T.Z.T.A.Ş.             =  ( Uşak Terakkı-i Ziraat Türk Anonim Şirketi )

                   S.M.B.                       =  ( Sanayi Maadin Bankası )   

                   U.Ş.F.                        =  ( Uşak Şeker Fabrikası  )

                   M.Ö.O.                       = ( Molla Ömer Oğlu )

                   İ.T.Ş.F.T.A.Ş.            = ( İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları Türk Anonim Şirketi )
 
 
                                            G i r i ş     
 
                  Bu kitabımı yazarken çok titizlikle üzerinde durduğum, Toplumu ilgilendiren konuları, Konuyla ilgilenen veya dedemi tanıyan üçüncü kişilerce abartılı anlatıldığını gördüm. Olayları anlattıktan sonra da bana sen bile bunları bilmiyorsun değil mi gibi sorularla da çok karşılaştım. Anlatılanlar da değişik bir anlatım şekliyle hoş bir tabloyu ortaya koyuyordu. Hiçbir anlatım dedemin aleyhinde değildi. Onun için bunları anlatanlara hayır bu olay öyle değil, böyledir diyerek çok ufak nüans farklılıklarından dolayı onları toplum içinde mahcup olmasınlar diye evet ben de yeni duydum diyerek konuyu kapatıyorum. Çünkü Nuri Şeker’i anlatanların kafalarında yarattıkları kahramanlarının değişmesini istemiyordum.

                 Genellikle Köylere yaptığım ziyaretler de Odalarda, Cami avlularında Nuri Şeker adını duyduklarında istinasız 40 – 50 yaşın üzerindekilerin hemen hepsi toparlanıp Allah razı olsun ondan, onun sayesinde karnımız doydu, cebimiz para gördü, kimseye muhtaç olamadan çoluk çocuğumuzu okuttuk, Kızlarımızı everdik, Onun yere Cennettir, ruhu şad olsun diyerek dua ediyorlardı.

                 
                 Olayları toplamak ve mümkün olduğunca doğrularını sizlerle paylaşmak için daima kitabın basımını erteledim. Ama gördüm ki her ertelemenin sonunda, başka başka yeni konuların anlatımıyla karşılaştım. O zaman daha fazla beklemenin bana özde fazla bir katkı sağlamayacağını düşünerek basım işinin çabuklaşmasına karar verdim.

               
                 Burada amaç yaşadığım süre içerisinde Rahmetli dedemle ilgili beraberce yaşadıklarımı, Babamdan, Halamdan ve Amcalarımdan duyduklarımı, Amca çocuklarıyla tartıştığımız konuların, toplumu ilgilendiren bölümlerini sizinle paylaşmağa karar verdim.    

 
                               Molla  Ömer  Oğlu  Ailesinin Kısaca Tanıtılması                               
              
                 Molla Ömer Oğulları ailesinin ana kökeni Kırım’dır. Orada yaşayan aile önce Erzurum’a göç etmiş, orada da kalmayarak belli bir süre sonra Bursa ilinin Kınık İlçesine göç ederek orada yerleşmişler. Daha sonrada oradan Kütahya ilinin Uşak İlçesine gelerek Şehirde olması gereken sanatsal işleri Uşak merkezde yapmak için Aybey Mahalle’sinde, Tarımsal işlerini yapmak içinde de Merkez Köylerinden Muharrem Şah köyüne yerleşerek yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bir müddet sonra yan köy olan Kalfa Köyünde satılan büyük bir çiftliği satın alarak bundan sonraki köy yaşamlarını orada devam ettirmişlerdir. O nedenle Molla Ömer oğlu sülalesinin yerleşimini Uşak Halkı, Uşak merkez ve Kalfa Köyü olarak bilir.

               
                Aile çok kalabalık olduğu kadar da değişik sanat işleri ile de uğraşırlarmış. Yaptıkları işlerin adlarını sıralayacak olursak aileyi tanımak daha kolay olacaktır.


                Haşhaş yağcılığı ( Ayni zamanda da Haşhaş yağcı Yiğit Başcılığını yapmışlar )  

                Çiftçilik

                Büyük ve Küçük Baş hayvancılık

                Rençperlik

                Bahçıvanlık

                Kalaycılık

                Halıcılık

                Aşar Mültezim ligi

                Helvacılık
 
                Halı İplerini boyamak için Kök boya yetiştiriciliği
 
                Kırımdan At getirip çevreye at satmışlar. ( At Cambazlığı ) 
               
                Bu kadar çeşitli ve çok işi yapan bir ailenin o çevredeki tanınırlığı muhakkak ki hem çok olacak hem de iyi hizmet verdikleri takdirde, aileye duyulan sevgi ve saygının çok olması gerekecektir. Bunun böyle olduğu, sanatlarının tamamında verdikleri hizmetlerde dürüst, kaliteli ve doyurucu hizmet vermiş olmalılar ki bundan dolayı, daima aranan ve hatırları sayılan bir aile olmuşlardır. Doğrulukları dürüstlükleri ve aldıkları işleri iyi yapışları onların çevrede çok aranılır olmasını sağlamıştır.

                Nuri Bey çocukluğunun geçtiği bu köyde yapılacak mevsimlik işleri yaparken ayni zamanda da Uşak’ta helvacı dükkânın da, Haşhaş yağcı dükkânında da yapılacak işlere daima yardımcı olurmuş. Bu arada tahsilini de aksatmadan devam etmiştir. Köyde ve Şehirde yapması gereken işleri alışılagelmişin dışında yapmak için çalışması ve yeni uygulamasında hasar vermemesi kısa sürede yapışı çocukluk yaşına rağmen, çevrenin dikkatlerini üzerine çekmiştir.

               
                Haşhaş yağcılığın önemi, o zamanda kapalı ekonominin hâkim olduğu bir yaşam yaşandığı için, her ailenin bahçesinde veya tarlasında yetiştirdiği haşhaşlarının yağını çıkar-tacak bir haşhaş yağhanesine ihtiyaç olmasıdır. Uşak ve merkez köylerinin birçoğu yetiştir-diği haşhaşları Molla Ömer Oğullarının Haşhaş yağhanesinde yağlarını çıkarttıkları için ailenin tanınmaması imkânsız hale gelmiştir.

               
                Kalaycılık mesleği de, aynen haşhaş yağcılık mesleği gibi toplumun her kesimine hitap eden bir meslek olması nedeniyle ( Bakırdan yapılan tüm mutfak eşyalarının kullanımında kalaysız olması hayati bir risk olduğu için vatandaşların bunları mutlaka kalaylanması gerekmektedir ) gene aileyi tüm bu bakır eşyaları kullananlar tanımaktadır.

               
                Ayrıca ailenin menşei Kırıma dayalı olduğu için oradan binek atı getirip sattıkların- dan dolayı ata ihtiyacı olan herkesin ( Köylü, Şehirli, Dağdaki Efe, Dağdaki Eşkıya, atın o devirde en hızlı ulaşım olması nedeniyle ) ata ihtiyacı olanlarında baş vuracakları ailenin Molla Ömer Oğulları ailesi olması, onların tanınmasını daha da güçlendirmiş ve toplum için hizmet vermelerinden dolayı da daima öne gelen bir aile olmuşlardır.

               
                Osmanlı döneminden devam ede gelen ve bir vergi sistemi olan Aşar Ağalığı yapması da ayrıca Nuri beyin tanınmasında diğer bir etken olmuştur.     

               
                Bunların dışında Helva’cılık, Çiftçilik, Rençber’ lik, Bahçıvanlık, Büyük ve Küçükbaş hayvancılık ve en önemlisi de Halıcılık ve onun iplerinin boyanması için ihtiyaç olan kök boyayı yetiştirmeleri de toplumda daima öne gelen bir aile olmasına sebep olmuştur.

              
                                Nuri Şeker'in Çocukluk ve Gençlik Yılları
                    
                Kalabalık ailelerin işlerini, genellikte aile büyüğünün işin özelliğine göre aile içindeki gençlerden başlayarak diğer bireylerine dağıtarak yaptırırlar. Kendilerine verilen işleri aile bireyleri aksatmadan yapmak zorundadırlar. Daima angarya ve zahmetli işler gençlere verilerek onların hayata alışmaları sağlanır. Dedemin çocukluğunda yaptığı işlerdeki başarısı ve verilen işlerin bitiminde söylenmeden yapılması gereken diğer işlere geçerek hızla ve aksatmadan yapması çevreninde daima dikkatini çekmektedir.

                 
                Dedem genellikle yapılacak işlerde babasına yardım etmekten çok hoşlanırmış. O zamanlar pazarlara gidişler genellikle Erkeklerin yaptığı işler arasındaymış. Okul zamanı okula gittiğinde Başarısı ve zekası ile öğretmenlerinin de çok dikkatini çekermiş. Öğretmenleri babasına senin Nuri bir başka çocuk ona dikkat et derlermiş. Matematik yönünden öğretmenlerini pes ettirecek derecede çözümler üreterek neticeye kolayca gidermiş. Okulda yapılan matematik yarışlarında daima üst sınıflarla yarışır ve birinci olurmuş. Öğretmeni de efem ben talebe yetiştiririm diyerek övünürmüş.   

            
                Hayatta yapılan işlerde daima verilen işin daha çabuk ve daha verimli nasıl yapılabileceğini düşünerek hareket eder o konuyu yaparken alternatif yapım yollarını da arar ve düşündüğünü de hemen uygularmış. Belirli işleri alışılmışın dışında yaparak zamandan tasarruf edermiş. ( Bizimle sohbet ederken de daima bizlere tavsiyesi; İşten kaçmayın iş sizden kaçsın, nasıl olsa o işi yapacaksınız. İşi sevmeden yapmaya çalışırsanız iş hem gecikir, belki de o işi yaparken zarar da verebilirsiniz ama yaptığınız işi severek yapmağa çalışırsanız ve bir işe yaradığınızı da görürseniz, hem mutlu olursunuz hem de zamandan kaybınız da olmaz ayrıca da bulunduğunuz ortamda da çok sevilirsiniz derdi.) Bize anlattığına göre yapılacak işleri önceliklerine göre kafanızda sıralayınız, sonrada onların yapılabilme durumunu değerlendirip işe beşmele çekerek başlayınız derdi. 

                
                Meslek olarak çok işleri olduğu için, açıkta, bahçede yapılacak bir işin yapılma-sını öğle sıcağına bırakırsanız yanarsınız derdi. Bahçıvanlıkta yapılacak işlerin sırasını anlatırken hem heyecanlanır hem de gülerek bize yaptıklarını anlatmaktan çok mutlu olurdu. Kafasındaki bize anlattığı planın uygulamasını da bize yaptırarak bizlerin planlı çalışmaya alışmamıza yardımcı olurdu. Sebzeleri sularken daima belimiz bükük olduğu için, bir iki saat sonra belimiz ağrıdı dediğimizde, gelin bakalım alın şu çarşafı ayakta dikilerek olgunlaşan güllerin yapraklarını toplayın derdi. Hava çok sıcak yandık dediğimizde de gelin bakalım size gölgede bir iş bulalım diyerek, gidip hayvanların damını süpürün orada güneş yok derdi. Dede çok yorulduk dediğimizde de Gülerek, olmadı siz delikanlısınız çalışırken işten yılarak yoruldum demek sizlere yakışmıyor, Sizler genç birer fidansınız gece yatar sabaha cin gibi kalkarsınız diyerek bizlerle takılır ve çok yakın sevgiyle ilgilenirdi.

                
                Bunları anlatmandaki sebep, dedemin çocukluğundaki durumunu daha iyi anlayabilmek içindi. O günlerdeki yaşanan, Köy ve Şehir yaşamlarındaki işlerin altından kalkabilmek için bedeni sağlamlığa mutlak ihtiyaç varmış. Yapılan her iş bedenen yapılmak zorundaymış, onun için yapmak istediğiniz işi hatasız, çabuk, verimli yapabilmeniz için bedenen sizin diğerlerinden daha güçlü ve sağlam olmak zorunluluğu varmış.

                
                Bu gün bunları okurken güleceğinizi veya olur mu öyle şeyler diyeceğinizi görüyor gibiyim. Ancak büyüklerinizin anlattıklarını şöyle bir anımsarsanız, durumun hiçte şimdi düşündüğünüz gibi olmadığını anlayacaksınız. Ben bu satırları yazarken 70 yaşımı bitirdiğim için, geri dönüp baktığımda gördüklerimi ve yaşadıklarımın birazını sizlerle paylaşmak istiyorum. Köylerde çamaşırların yıkanması için ortak ( Genellikle çok olan su ihtiyacını anında karşılamak için Çeşme başlarında ) çamaşırhaneler vardı ve bundan başka Yapılan masrafın ve emeğin boşa gitmemesi için, Köy kadınlarının ortak kararlaştırdıkları çamaşır günleri vardı. O gün büyük kazanlar, altında çam odunu yanan saç ayaklarının üzerine konulur.
 
                 İhtiyaca göre yerleştirilen sabit çamaşır taşları ortak kullanılır, çamaşır için sabundan çok çamaşır kili kullanılarak kazanlarda kaynatılır ve Çamaşır taşında tahta tokaçlarla tokaçlanarak yıkanırdı. Sesi güzel olan Köy kızları Türküler söylerlerdi. Çamaşır yıkama gibi ekmek etmek ( pişirmek ) içinde gene Köy ve Mahalleler de ortak kullanılabilen fırınlar vardı. Orada da imece usulü gençler ihtiyar veya özürlülerin hamurlarını yoğurup pide ve ekmek etmelerine yardım ederlerdi. Yapılan ekmek öncesi fırında ilk olarak pide yapılır ve onun nefis kokusunu duyuyorlar, canları çekmiştir arzu edeler diye ekmek sahibi etraf komşulara ve ekmek yapımına yardım edenlere pideden dağıtılırdı.

                 
                 Bu yaşanılan sosyal yaşam, öncelikle Şehirlerden başlamak üzere İlçe ve köylere doğru yerlerini daha modern ve daha rahat olan uygulamalara bırakarak bu günlere kadar geldi. Şimdi insanlar otomatik makinaların tuşlarına basmaktan yorulup usanmaktadırlar. Teknolojik gelişmeler çok yakın bir gelecekte sözlü talimatlarla işlerimizi yaptırdığımız robotların devreye gireceğinin sinyallerini vermektedir.

                 
                 Molla Ömer Oğlu Nuri de yaşadığı çağın ilerisini gören ve insanların bu ileri çağı yaşaması gereğine inanarak çalışan bu çağı yakalamak için aklını kullananlardan biridir. Bu durumda yapacağı yenilik ve randımanlı çalışma da mevcut yaşadığı ortamı daha ileri taşıyacak bir hareket olmalıdır. Toplum içinde bulunduğu olumsuzluklardan ancak Ekonomik gelişmeyle kurtulacaktır. İçinde yaşadığı toplum Toprakla uğraşarak geçimini sağlayan bir toplumdur. Onun için yapılacak bir yeniliğin ancak toprakla ilgili olması gereklidir. Bunun yanında yapılacak değişikliğin katma değerinin de fazla olması düşünülmelidir.  Toprakla uğraşanların geçimlerini Buğday, Arpa ve Mısır yetiştirerek sağlamaları mümkün olmamaktadır. Onun için ortaya koyacağı ikame malın öncelikle İstihdama yaralı olması sonra da parasal kazancı da diğer kazançlardan fazla olmalıdır ki yapılan yenilik toplumca çıkarına olsun ve benimsensin.

            
                 Molla Ömer oğlu Nuri tüm bu parametreleri de dikkate alarak kafasında planlar yapan bir Memleket sevdalısıdır. Amacı Hem Toplumun kazanması hem de Ülkenin dışarı-ya döviz ödememesini sağlamaktır. Kafasındaki düşündüğü bu konunun başarılı olmasını sağlayacak İkame üründe Şeker Pancarı Olacaktır. Bu konuyu 1900 lü yılların başından beri, uygulayarak hazırlıklarını yapmıştır. Şeker Pancarının hem Zirai hem de Sanayi ürünü olması kafasındaki düşündüğü projenin hedefe varmasını kolaylaştıracaktır.


                                        Toluma   Hizmetin  Kutsallığına Olan  İnancı 
                  
                  Molla Ömer Oğlu Nuri Bey, yukarıda bahsedilen şartların gereği, ( Özü ve Sözü bir olan İnsanlar için geçerlidir ) Yapacağı hizmetlerin geneli toplum amaçlı olmak zorundadır. Öğle olmasa diğer vatandaşlar gibi hayata bakış açısı mutsuz, gelecekten ümidini kesen geleceği için tevekkül olan gününü gönlünce geçiren bir insan durumuna düşmesi gerekecektir. Böylece de gönlünce yaşayan yalnız çıkarları doğrultusunda hareket eden birisi olarak kalmak zorunda olacaktı. Şükürler olsun ki Müslüman bir toplumun bireyleriyiz.

                  Dinimizin özü bizlere, çok çalışmaya ve yarınlarımızın bu günlerden iyi olmasını sağlamamızı emretmektedir. Topluma yarayan hizmetleri hedef göstererek çalışmamızı, başkalarına zarar vermeme gereğine inandırır. İnsanlar toplum için kalıcı bir hizmet yaparlarsa onun ölümünden sonra da ecir defterine, o hizmetten yararlananların duaları sevap olarak kaydolacaktır. Molla Ömer Oğlu bu felsefeyi benimsediği için Şeker Fabrikasını kurarken Ailesini ve kendisini hiç düşünmeden yalnız toplumun fayda ve çıkarını düşünerek yola koyulmuş ve başarıyı da bu düşüncesi sayesinde Allah’ın yardımlarıyla tamamlamıştır.

 
 
                                     Türkiye Şeker Sanai'nin Ana Özellikleri
                             Saygı değer site izleyicileri :
           
                  Yapacağım yorumlar genellikle objektif kurallar içerisinde olacaktır, Olaki istemiyerek taraf tutar ve duygusal bir tavırla yorum yaptığım hissini yansıtırsam şimdiden affınıza sığınıyorum.
                   
                  Konuya basit hatlarıyla yaklaşarak değinmek istiyorum, böylece anlaşılması daha kolaylaşacaktır. Yıl 1923  Cumhuriyetimiz yeni kurulmuş, Toplum fakru zaruret içierisinde maddi ve manevi kaynaklar nerede ise sıfır noktasında, iş görecek erkeklerin çoğu Vatanı kurtarmak için canlarını verip Şehit olmuşlar. Toplum Atatürk'ün başarılı Komutanlığı ve vatanı için canlarını vere Türk Milletinin evlatları sayesinde, özgürlüğüne kavuşmuş, Sıra gelmiş  Ekonomik özgürlük savaşına. bunun için de toplumda yaşayan fertlerin her biri elinden gelebilecek en üst düzeyde kabiliyetini ortaya koyarak bu Ekono-mik savaşta yerini almaga.
                 
                   Bu fertlerden birisi de Rahmetli dedem Molla Ömer Oğlu Nuri Şeker'dir. İstiklal savaşında Uşak iki yıldan fazla işkal altında yaşadığı için Cumhuriyetin ne demek olduğunu ve yeni başlayacak olan Ekonomik savaşda da derhal görev almaları gereğine inanarak dedemin girişimine destek olmada gecikmemişlerdir.
               
                   Önceden pancar ve pancardan Şekerin nasıl çıkarılacağı konusunda yaptığı araştırma ve uygulamalar neticesi fazla zaman kaybetmeden işi fiiliyata dökme geregini bilen Nuri Bey. Ankara'nın yolunu tutmuş ve Atatürk'le konuşup derdini anlatmak ve ondan icazet almak istemistir. O günlerde kendisi  65 yaşlarındadır. İdadi mezunu çok zeki matematik dehası ve ikna kabiliyeti yüksek bir kişiliğe sahiptir. Yaptığı giri,şimler sonucu Atatürk'ten rendevu alıp konuşma fırsatını bulmuştur.
                 
                   Atatürk makama kabul ederek  buyur beybaba derdin nedir diyerek dedemi sorduğunda . Paşam teşekkür ederiz bizi Düşmandan kurtardınız, Cumhuriyeti kurdunuz, Egemenliğimize kavuşmamızı sağladınız . Müsaade ederseniz bizlerde üzerimize düşen görevimizi yerine getirelim dediğinde. Atatürk peki Beybaba nedir görevin diye sormuş, Dedem de Paşam Müsaade ederseniz Ben Uşakta bir Şeker Fabrikası kurmak istiyorum yanıtını vermiş. Atatürk gülmüş Beybaba masanın üzerine bak ben yeni yılın bütçesini yapmaya çalışıyorum, bütçe yamalı bir bohça gibi neresinden tutsam kopuyor sen gelmiş benden binlerce lira istiyorsun bu mümkün değil. Ben sana bütçeden tırtırlı kuruş bile veremem diye cevap vermiş.

                   Demen de; Paşam siz yanlış degerlendirdiniz ben sizden para talep etmeye gelmedim. Sizden icazet  almak için geldim. Bu konuda bana destek verirseniz size iki yıl sonunda İlk Türk Şekerini tatıracağım demiş. Atatürk gülerek Beybaba görüyorum ki sede benim gibi inatçı bir karektere sahipsin yolun açık olsun bu konuda nerede takılırsan bana gel, sana destek olayım ve yasal olarak yolunu açayım demiş. 


                   İşte Uşak şeker fabrikasının kuruluş hikayesi böylece başlamış. Rahmetli dedem bu destek sonrası ne kadar zor bir yolculuğun başlayacağını çok iyi biliyormuş. Ama sonradan tahmin edemediği karşısına çıkan olumsuzlukları görünce işnin daha zor olacağını anlamış. Ama hiç yılmadan hedefine varmanın hesaplarını daha ince hesaplar yaparak yoluna devam etmiş. Tabii ki azminin ve kararlılığının semeresini de Uşakta Bir Şeker fabrikası kurarak yaşamış.

                   Sağlığında en büyük zevki biz torunlarını karsısına alarak yaşadıklarını birer mizah örnekleriyle anlatmaktı. Bunun böyle olduğunu  " Ben torun sahibi olduktan sonra anlayabildim "  Çektiği sıkıntıları ve yapılan haksızlıkları sırası geldikçe sizlerle paylaşacağım.

                   Ben bir an önce sizlerle  Uşak Şeker Fabrikası ile  Alpullu Şeker Fabrikasının kuruluşu ve Tüzük farklılıklarını paylaşarak durumu sizlerin degerlendirmesine sunmak istiyorum; Sene  1923  yılı Atatürk dedeme kuracağı Şeker Fabrikasına tırtırlı kuruş veremeyeceğini ancak yasal destek verebileceğini belirtirken. 1925 yılında harekete geçen Alpullu Şeker Fabrikasına bir talimatıyla  % 68  İş Bankasının ,  % 10  Ziraat Bankasının ortak olmalarını sağlıyor, ayrıca Alpullu Şeker Fabrikası halka açık diyerek kuruluyor ama bakın Uşak ve Alpullu Şeker Fabrikalarının kurucuları kimlerden oluşuyor. 

                                Uşak Terakkı-i Ziraat Türk Anonim Şirketini Kurucuları

                   1 - Adanalı  oğlu Rüştü                       26 - Kabalak oğlu Hasan
                       
                           2 - Akçe oğlu Hüseyin                        27 - Karataşlı oğlu Hacı Hüseyin
                       
                           3 - Aşık oğlu Habib                              28 - Kavas oğlu Mehmet 
                       
                           4 - Bacak oğlu İsmail                          29 - Kaşıkcı oğlu Ahmet
                       
                           5 - Bayraktar oğlu Mehmet Ali         30 - Kıyye oğlu Ahmet
                       
                           6 - Köçekci oğlu Mustafa                   31 - Koca Bıyık oğlu Halil İbrahim
                       
                           7 - Buğdaylı oğlu Hüsamettin           32 - Leblebici Şerif oğlu Şerif
                       
                           8 - Cinci oğlu Yusuf                             33 - Molla Hüseyin oğlu Mehmet
                       
                           9 - Çakal oğlu Arif                                34 - Molla Ömer oğlu Muhsin ( Babam )
                       
                         10 - Deli Kerim oğlu Hacı Ali               35 - Molla Ömer oğlu Nuri ( Dedem )
                       
                         11 - Demirci oğlu Mehmet                   36 - Muharrem oğlu Halil
                       
                         12 - Dombay oğlu Hacı Osman          37 - Mütevelli oğlu Ahmet
                       
                         13 - Eyüp oğlu Damadı Ahmet           38 - Mütevelli oğlu Mehmet ( Hacımlı )
                       
                         14 - Eyüp oğlu Lütfi                               39 - Piştavcı oğlu Mehmet
                       
                         15 - Hacı İmam oğlu Mehmet             40 - Safi oğlu Hacı Süleymen
                       
                         16 - Hacı Bekir oğlu Osman Zeki      41 - Selvi oğlu Rasih
                       
                         17 - Hacı Mustafa oğlu Mehmet        42 - Serdar oğlu Ali
                       
                         18 - Hikmet oğlu Bekir                         43 - Süleyman oğlu Hacı İbrahim
                       
                         19 - Hoca Zade Süleyman                  44 - Sofu oğlu Faik
                       
                         20 - Hoca Zade Yusuf Ziya                 45 - Sunullah oğlu Mehmet
                       
                         21 - Hacı Sarı oğlu hacı İbrahim        46 - Tahmis oğlu Şerif
                       
                         22 - Hacı Sarı Zade Hacı                     47 - Tarakcı oğlu İbrahim
                                 Hafız Şerif sadık              
                       
                         23 - Hacı Veli oğlu Şerif                        48 - Topal oğlu Hacı İbrahim
                       
                         24 - Hemşeri oğlu Mehmet                  49 - Yusuf Hoca oğlu Musa Kazım
                       
                         25 - Hacı Hüseyin oğlu Bekir              50 - Köle Zade Süleyman

                  U.T.Z.T.A.Ş. nin ilk kurucuları olan yukarıra adları yazılı elli  ( Müessis ) üye Şirket sermayanin ( 300.000.- Tl.) nın  % 10 nu olan  30.000.-Tl. sını  her biri  600.- şar yüz vererek karşılamışlar ve şirketin kuruluşunu gerçekleştirmişlerdir. Sermayanin geri kalan %90 kısmı olan  ( 270.000.- Tl. ) da 135.000. adet ikişer liralık hisseler olarak piyasaya sürülmüştür. Bu hisseleri de alanlar Uşak halkı ve civar beldelerin köylü ve Şehirlileridir.                  



                          İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları Anonim Şirketinin Kurucuları



                           -  Faik  Kaltakkıran                        (  Edirne  Milletvekili )
                 
                           -  Hüseyin  Rıfkı  Ardaman 
                   
                           -  Faik  Öztrak                                (  Tekirdağ  Milletvekili  )
                   
                           -  Şakir  Kesebir                            (  Çatalca  MilletvVekili )
                   
                           -  İbrahim  Çoluk                           (  Bilecik  Milletvekili  ) 
                   
                           -  Salim  Nuri                                  (  Tütün Tüccarı  )
                   
                           -  Hayri  İpar                                   (  Hayri  İpar  " Şeker Kralı "  Tüccar  )
                       
                           -  Ali                                                (  Keresteci  Tüccar  )
                   
                           -  Burhanettin                                (  Fabrikatör )
                   
                           -  Kasım  Yola  Geldi                     (  Tüccar  )
                   

                 
                   On müteşebbis tarafından kurulan Alpullu Şeker Fabrikası  500.000.- Tl. Sermaye ile kurulmuş olup, bunun  % 68 zine T.İŞ. Bankası  % 10 nuna da T.ZB. Ulu Önder Atatürk' ün talimatı ile ortak yapılmıştır. Geri kalan  % 22 lik kısmınıda yukarıda adları yazılı Mebus ağırlıklı ortaklarla, sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen köylülerin katkısıyla tamamlanmıştır. 

                                          Alpullu Şeker  Fabrikasının
                                  Sermaye  teşekkülü şu  şekildedir.
                         

                                         %  68    İş B   ankası
                   
                                         %  10    Ziraat  Bankası
                       
                                         %  22    On  müteşebbis ve az sayıda Trakya Köylüsünden teşekkül etmiştir.
         
                                      
                                          Uşak  Şeker  Fabrikasının
                                  Sermaye  Teşekkülü şu şekildedir.


                                         %  10    Hisse  50  adet Müessis İlk Kurucu tarafından altışar yüz ( 600.- ) lira verilerek karşılanmış
                       
                                         %  90    Hissesi ise her biri iki lira olan 135.000 adet hisse sahiplerinden oluşmaktadır.
 
                                             Alpullu Şeker Fabrikasının Yönetim  Şekli 

                     On Kurucunun ortağın mutlak hakimiyetiyle Yönetilen,  % 78  hissenin sahibi olan  Bankaların  Yönetime girme haklarının olmadığı bir yönetim biçimi ile yönetiliyor. 

                                            Uşak  Şeker  Fabrikasının Yönetim  Şekli 

                    Kurucu Müessis ağırlıklı on bir ortak tarafından  ( 1923 +1924 + 1925 + 1926 )  yılları, İşletme faaliyete geçene kadar, Yönetim Kurulundan hiç bir kimse bir kuruş ücret almadan hizmet verirken, Fabrika 1926 yılı sonunda Şeker Üretmeye başladıktan sonra Siyasi ağırlıklı düşünenlerin Yönetimi ele geçirmeye çalıştığı, siyaset ağırlıklı bır baskı ile karşılaşan. Fabrikaya normal olarak işletmelere verilen gibi Kredi veren Sanayi ve Maadin Bankasının da bu politik baskıyla hareket etmesi sonucu, işler tamamen yetki savaşına dönüşmüştür. Yapılan Genel Kurullarda, Sanai Maadin Bankası verdiği krediye karşılık teminat aldığı Hisse senetleri karşılığında Fabrika personeline hisseleri dağıtıp onlara usulsüz oy kullandırarak, Dedemin aleyhinde olanlarla birlikte Yönetimin Kurulu üyeliklerinin çoğunluğunu elde ederek hedeflerine ağır ağır yaklaşıyorlar. Böylece de Eski yönetim şeklini  bozarak, Molla Ömer Oğlundan kurtulmayı sağlıyorlar.

                   Yönetime;  Ortaklardan usulen seçtirdikleri  5 ortak ile, Sanayi Maden Bankası ile beraber hareket eden Siyasiler  Yönetim Kurulu üyeliklerinden  7 sine sahip olarak Uşak Şeker Fabrikasını istedikleri gibi yönetecekleri bir işletme haline getiriyorlar. Bu operasyonlarla da Molla Ömer oğluna kafalarındaki tasarladıkları kötülüğün yeteri kadar olmadığını düşünüyorlar. Daha sonra yapılan olagan ve olaganüstü genel kurullarda ( Besim Atalay, İbrahim Tahtakılıç , Mehmet Hacımın ve arkadaşları ) yeniden yaptıkları planları uygulamaya koyuyorlar. İstedikleri kötü düşünceleri daha rahat uygulayabilmek için muhalif olanlarla beraber Genel Kurullara Halk Fırkasının yetkililerinide getirerek bakın Hükümet böyle istiyor diye Fabrikayı ele geçirmek için çalışmalarına artan bir hızla devam ediyorlar.

                   İstedikleri Aynen Alpullu Şeker Fabrikası Yönetimi gibi siyasilerin agırlıkta olduğu bir kadro oluşturmak. Bunda da başarılı oluyorlar. Yönetime  Kütahya dışından atanan Mebus'lar getiriliyor. Uşak Şeker Fabrikasının kuruluş amacından saptırılması sağlanarak, lüks ve fuzuli masraflar yapılarak halkın parasının çar çur ediliyor. Bunun  neticesi olarakta, zaten Sermaye sıkıntısı çeken Şirket mali yönden daha da fazla sıkıntılara düşürülerek ve ayrıca da Bilanço oyunlarıyla İflas ettirilmiş gibi gösterilliyor.
 
                   Amaç Molla Ömer oğlu Nuri Beyin itibarını halk nezdinde zedelemek ve böylece de toplumun gözünden düşürmektir. Bunun devam eden yıllarında da Pancar ekim alanlarını Uşak dışına taşıyarak sözde yeni ekim sahaları arıyoruz daha verimli Pancar ürettireceğiz diyerek. Pamuk ve Üzüm depolarımız olan Salihli ve Alaşehir ovalarına pancar ektirmeye kadar varan olumsuz çalışmalar yapıyorlar. Böylece  Uşak Şeker fabrikanın içinde bulunduğu mali sıkıntının daha artmasını sağlayarak kar etmesini de engelliyorlar. Amaç Molla Ömer oğlu Nuri'nin itibarsızlaştırılmasıdır. Yalnız bununla da kalmayıp daha ricit uygulamalara da baş vuruyorlar. Yaptıkları idari oyunlar dışında ayrıca da Dedeme 4 sefer silahlı suikas yaptırarak öldürme teşepbüsünde bile bulunuyorlar.
                       
                   Bu durumlardan yorulup usanan, Dedem Nuri Şeker; 18. Mayıs .1931 tarihinde yapılan Genel Kurula sunulmak üzere hazırladığı bir raporu en üst düzeyden başlayarak sırasıyla ( Büyük Gaziye , Büyük Millet Meclisi Riyasetine , Halk Fırkası Riyasetine  ve Genel Kurulun Huzuruna ) arz ediyor.  Bunun nedenini de bizlere sanki savaşta mağlup olmuş bir komutan gibi üzülerek anlatırdı.  Artık yeter, Ben Memleketime bilmeden iyilik yapıyorum diye ne kadar büyük bir kötülük yapmışım ki çevrem bana bu kadar kötü davranabiliyor. Demek benim topluma hizmet etmek için çırpınışlarım, bazı siyasi çevrelerle çıkar çevrelerini bu kadar çok rahatsız etmişki bana bunları reva görüyorlar. Aslında kafamda toplum için yapacağım daha neler vardı bir bilseler. 

                   Aslında ben hayalimde tasarladığım olayı gerçekleştirdim emelime ulaştım Ruhen ve bedenen rahatladım. Onların bana yaptıkları umurumda bile değil derdi. Yukarıda bahsi geçen raporuda bunun için verdiğini ve ne olacaksa olsun bu konu artık beni çok yoruyor diye bizlere olayları böyle anlatırdı. Yukarlarda bahsettiğim siyasi baskıların en bariz örneğini de dedemin bu raporunu taktim ettiği makamlardan daha iyi anlamamız mümkün olacaktır. Bir İşletme kuruyorsunuz bunun hesabını Ortaklarınıza verme yerine Dedem gibi Cumhurbaşkanına , Meclis Başkanına , Halk Fırkasına meram anlatıyorsunuz ama nafile sizi yiyecekler ve ortadan kaldıracaklar, Bu çırpınış dedemin artık son çaresi oluyor ve sonuç değişmiyor. Peşinen verilen hüküm sırasıyla uygulanarak 05. 08 .1931 tarihinde Uşak Şeker Fabrikası  İflas ettirilmiş gibi gösterilerek Halkın elinden alınıp siyasilerin yönetimine bırakılıyor.

                   Sanki onların ellerinde sihirli değnek varmışcasına  01. 09 .1931  de yeni yılın kampanyası başlıyor ve eski yönetimin ektirdiği pancarlar toprak altından çıkartılıp şeker yapılarak fabrika kara geçiriliyor. Bunu da kendileri yapmış gibi gazetelerde 1931 yılında 55.000 ton pancar istihsal edilmiştir diye coşkuyla  yayınlayabiliyorlar.Siyasiler gizli amaçlarını  gerçekleştirmek için Uşak Halkına ne bedel ödettirdiklerinin farkında bile değiller. Yani hiç düşünmeden, bir şehirin geleceğinin kararmasını hiçe sayarak hareket etmişler ve sonuçta kendileri değil Tüm Uşak halkı bunun bedelini ödemek zorunda kalmıştır.